İş kazası her sektörde ve her meslekte meydana gelebilen, çalışanların sağlığı ve güvenliği üzerinde risk oluşturabilen kazalardır. İş yeri kazaları; yaralanmalara, sakatlıklara ve hatta ölümlere yol açabilecek boyutta olabilir. İş yeri kazası sayılan hâllerin neler olduğunu bilmek ve önleyici tedbirler uygulayarak daha güvenli bir çalışma ortamı sağlamak oldukça önemlidir.
İş kazası; herhangi bir yaralanma, hastalık ve hatta ölüm de dâhil olmak üzere fiziksel veya zihinsel zarara (veya her ikisine) neden olabilen, iş yerinde veya işle ilgili faaliyetler yürütülürken iş yeri dışında da meydana gelebilen öngörülemeyen olaylar olarak tanımlanabilir.
İş kazası, 4857 sayılı İş Kanunumuz, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuz ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunumuz ile diğer ilgili iş hukuku mevzuatında düzenlenmiştir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunumuzun 3/1-g. Maddesine Göre:
"İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olayı" şeklinde tanımlanmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuzun 13/1. Maddesine Göre:
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır."
Hangi Durumlarda İş Kazasının Varlığından Söz Edilebilir?
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda, Türkiye'de iş kazalarının tanımı yapılarak çalışanların güvenliği ve sosyal güvenlik haklarının korunması amaçlanmıştır. Bu kanuna göre, iş kazaları belirli koşullar altında gerçekleşen ve çalışanın iş yerinde veya iş ile ilgili olarak meydana gelen istenmeyen olayları kapsamaktadır. Kanun’da iş kazası sayılan hâller şu şekildedir:
İşçinin işverene ait işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen her türlü bedensel veya ruhsal zararlar iş kazası sayılır.
Örneğin, işyerinde işçinin beyin kanaması geçirmesi, felç kalması ya da işyerinde gerçekleşen kalp krizi de iş kazası kabul edilir. Bu şekilde işyerinde meydana gelen zararların iş kazası olması için, yapılan iş nedeniyle zararın meydana gelmiş olması şartı aranmaz, işyerinde gerçekleşmiş olması olayın iş kazası olarak nitelendirilmesinde yeterlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından 2004/21-529 Esas ve 2004/527 Karar sayısı ile verilmiş olan 13.10.2004 tarihli kararda, her ne kadar illiyet bağının (nedensellik bağı) iş kazasının bir unsuru olarak ele alınması gerekecek olsa da zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içerisinde değerlendirme yapılması ve dar bir yoruma gidilmemesi yönünde hüküm kurulmuştur. Bu nedenle işçinin işyerinde kalp krizi geçirmesi gibi yapılan işle alakalı olup olmadığı konusunda kafa karıştıran olayların da işyerinde çalışma esnasında gerçekleşmiş olmasından mütevellit iş kazası olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. (Bakınız: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/3429 E., 2013/26001 K. sayılı kararı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/10479 E., 2017/1119 K. sayılı kararı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/6715 E., 2020/6531 K. sayılı kararı)
İşçinin, işveren tarafından görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda maruz kaldığı zararlar iş kazası kabul edilir. Örneğin işveren tarafından malzeme almak için işyeri dışında bir yere gönderilen işçinin başına, bu görevi yerine getirirken gelen olaylar da iş kazası olarak nitelendirilebilmektedir.
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakta olan ve çocuk emziren kadın işçinin, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda (süt izni) maruz kaldığı kazalar iş kazası sayılır.,
İşçinin, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen her türlü kaza iş kazasıdır. Bu tür kazalara genellikle "trafik iş kazası" denir.
İŞ KAZALARININ İŞ GÜCÜ VE EKONOMİYE ETKİLERİ
İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını ihmal etmenin ekonomik maliyetleri büyük olduğundan söz konusu ihmal ülkelerin istediği sürdürülebilir ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlamasına zarar vermektedir.
İşten kaynaklı yaralanmalar ve ölümler sadece çalışanların ve ailelerinin zarar görmesine değil, aynı zamanda birey, işletme, devlet ve tüm toplumun ekonomik maliyetlere katlanmasına neden olmaktadır. Bu durumun olumsuz etkileri; pahalıya mal olan erken emeklilik, kalifiye personelin kaybedilmesi, işe devamsızlık, çalışanların iş yerinde olmalarına rağmen fiziksel ve/veya ruhsal problemler nedeniyle iş performansları konusunda kısıtlı olması ile yüksek tıbbi maliyetler ve sigorta primleri şeklinde karşımıza çıkar.
İş kazalarının maliyeti oldukça yüksek olup çalışanlar ile ailelerinin yaşamları ve işletmelerin finansal durumları üzerinde doğrudan veya dolaylı çok sayıda ciddi etkileri ve sonuçları olabilmektedir.
İŞ KAZALARININ İŞVERENLERE MALİYETİ
Zamanında teslim edilemeyen işler nedeniyle yaşanan kayıplar,
Sağlık giderleri ve tazminat ödemeleri,
Zarar gören makine ve ekipmanın tamiri veya yenilenmesi,
Üretimin azalması ya da durması,
Eğitimlerin yenilenmesi gibi idari harcamalar ve sigorta masraflarında artış olması,
İtibar kaybı yaşanması,
Diğer çalışanların morali üzerinde olumsuz etki oluşması şeklinde sıralanabilir.
İŞ KAZASI YAŞANMASINA NEDEN OLAN BAŞLICA DURUMLAR NELERDİR?
İş kazası; ihmal, uygun güvenlik önlemlerinin alınmaması, insan hatası, ekipman arızası veya tehlikeli çalışma koşulları gibi çeşitli nedenlerle meydana gelebilir. İş yeri kazalarının belirli bir sektör veya çalışma ortamıyla sınırlı olmadığını anlamak gerekir. Ofislerde, fabrikalarda, şantiyelerde, ulaşımda, sağlık tesislerinde ve insanların istihdam edildiği diğer tüm ortamlarda meydana gelebilir. İş kazasına yol açabilecek bazı etkenler şunlardır:
EĞİTİM EKSİKLİĞİ
Yetersiz eğitim, iş kazaları yaşanmasında önemli bir faktördür. Çalışanlar güvenlik protokollerine, taşıma ekipmanlarına veya tehlikeli maddelere aşina olmadıklarında, istemeden de olsa kendilerini ve başkalarını riske atabilirler. Kuruluşlar, çalışanlarına potansiyel tehlikeler, güvenli uygulamalar ve acil durum prosedürleri hakkında kapsamlı eğitim programları sağlamalıdır.
YETERSİZ GÜVENLİK EKİPMANI
Uygun güvenlik ekipmanı ve teçhizatının sağlanmaması, iş kazalarının bir diğer önde gelen nedenidir. İnşaat, imalat veya sağlık hizmetleri gibi sektörlerde çalışanlar, potansiyel riskleri azaltmak için uygun kişisel koruyucu ekipman ile donatılmalıdır. Bu ekipmanlar arasında; kasklar, eldivenler, koruyucu gözlükler, kulak koruyucuları ve belirli görevler için özel ekipmanlar yer alır.
YETERSİZ BAKIM VE GÜVENSİZ ALTYAPI
Makine, ekipman ve altyapı bakımının ihmal edilmesi çalışan güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturabilir. Arızalı ekipmanlar, hatalı kablo tesisatı, kaygan zeminler ve bakımsız yürüyüş yolları kaza olasılığını artırır. Güvenli bir çalışma ortamı sağlamak için düzenli denetimler, bakım programları ve hızlı onarımlar şarttır.
YORGUNLUK VE STRES
Yorgunluk ve aşırı stres, bir çalışanın odaklanmasını, tepki süresini ve karar verme yeteneklerini etkileyerek kazalara yol açabilir. Uzun çalışma saatleri, yetersiz dinlenme molaları ve yüksek basınçlı çalışma ortamları yorgunluk ve stres seviyelerini artırır. İş-yaşam dengesine öncelik veren, mola vermeye teşvik eden ve stres yönetimi tekniklerini destekleyen politikaların uygulanması kaza riskini önemli ölçüde azaltabilir.
İLETİŞİM ve KOORDİNASYON EKSİKLİĞİ
Çalışanlar arasında ve farklı departmanlar arasında etkin olmayan iletişim ve koordinasyon kazalara neden olabilir. Güvenlik prosedürleri, iş süreçleri veya ani değişikliklerle ilgili iletişimsizlik yanlış anlamalara ve tehlikeli durumlara yol açabilir. Açık iletişim kanalları oluşturmak, düzenli güvenlik toplantıları yapmak ve açık diyalog kültürünü teşvik etmek güvenlik farkındalığını artırabilir ve kazaları önleyebilir.
İNSAN HATASI
Üst düzey güvenlik önlemleri alınsa bile, insan hatası iş kazalarının kalıcı bir nedeni olmaya devam etmektedir. Muhakeme hataları ve dikkat dağınıklığı ciddi sonuçlar doğurabilir. Hesap verilebilirlik kültürünü teşvik etmek, gerekli eğitimi sağlamak ve hata önleme tekniklerini uygulamak insan hatalarının oluşumunu en aza indirebilir.
TEHLİKELİ MADDE VE EKİPMANLAR
Kimyasallar, gazlar veya radyoaktif maddeler gibi tehlikeli maddelerle çalışmak doğal riskleri beraberinde getirir. Uygun taşıma, depolama ve imha prosedürlerinin olmaması kimyasal dökülmelere, toksik maruziyetlere veya yangınlara yol açabilir. İşverenler çalışanları potansiyel tehlikeler konusunda eğitmeli, uygun güvenlik önlemlerini sağlamalı ve düzenleyici standartlara uyulmasını sağlamalıdır.
Bunlara ek olarak üretim sektöründe işçinin fizyolojik yapısına uygun olmayan görevlerde çalışması veya iş yükünün fiziksel ve zihinsel kapasitesini aşacak şekilde planlanması da iş kazalarına davetiye çıkarır.
İŞ KAZASI SİGORTASI KAPSAMINDA BULUNAN SİGORTALILAR KİMLERDİR?
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre iş kazası sigortası kapsamında bulunan sigortalılar şu şekilde sıralanmıştır:
• Hizmet akdi ile çalışanlar (4/a)
• Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile köy ve mahalle muhtarları (4/b)
• Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevlerinde çalışanlar
• Aday çırak, çırak ve stajyerler
• Harp Malulleri ile Vazife Malullüğü aylığı bağlanmış malullerden Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar
• Türkiye İş Kurumu kursiyerleri
• Sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki iş yerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçiler
• Inter öğrenciler
• Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalılar
• Ek 9’uncu maddede belirtilen şartlarda ev hizmetlerinde çalışan sigortalılar
İŞ KAZASI SONRASI YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?
İş kazalarının yaşandığı durumlarda hem işverenlerin hem de çalışanların belirli adımları takip etmeleri önemlidir. İş kazası sonrası yapılması gerekenler şunlardır:
Öncelikle iş yerinde acil durum ekipleri veya eğitimli personel bulunuyorsa ilk yardım uygulamaları yapılmalı yoksa çalışanın sağlık kuruluşlarına sevki yapılmalıdır.
İş kazası raporunun (tutanağının), görgü şahitlerinin de ifadeleri ve imzaları ile oluşturulması gerekir.
Kazanın gerçekleştiği bölgede görev alan kolluk birimlerine (Emniyet ya da Jandarma) kazanın bildirilmesi gerekir.
Kazanın, gerçekleştiği tarihten sonraki 3 (üç) işgünü içerisinde bağlı bulunan sosyal güvenlik kurumuna bildirilmesi gerekmektedir.
İŞ KAZASI TUTANAĞI (RAPORU) NASIL HAZIRLANIR?
İş kazası tutanağı, iş kazalarının ardından işveren tarafından tutulması zorunlu olan resmî bir belgedir. İş kazası niteliğinde bir olayın meydana gelmesi durumunda işveren veya işyeri yetkilileri tarafından olayın ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini tespit eden bu tutanağın İş kazası nedeniyle dava açılması durumunda yaşanan olaya ilişkin olarak gerçekleşmesi olası hukuki uyuşmazlıklarda mahkemeye ispat yükümlülüğü açısından oldukça önemlidir. İş kazası tutanağında olması gerekenler aşağıda belirtilmiştir:
Kaza Geçiren Kişinin Kimlik Bilgileri:
Kaza geçiren çalışana ait tüm bilgiler (örneğin; çalıştığı bölüm, bölümdeki görevleri, işe başlama tarihi) eksiksiz bir şekilde tutanağa yazılmalıdır.
Olayın Tanımı:
İş kazası tutanağı hazırlarken, olayın tanımıyla başlamak önemlidir. Olayın gerçekleştiği tarih, saat, iş yeri, iş kazasının gerçekleştiği bölüm ve olayın kısa bir özeti belirtilmelidir.
Kazaya İlişkin Ayrıntılar:
Tutanakta, iş kazasının ayrıntılarına yer verilmelidir. Kazanın nasıl meydana geldiği, tıbbi müdahalenin yapılıp yapılmadığı, kullanılan araç ve gereçlerin neler olduğu gibi bilgiler tutanağa eklenmelidir. Kazanın meydana geldiği ortamın durumu, aydınlatma koşulları, çalışma şartları ve diğer önemli faktörler de açıkça belirtilmelidir.
Yaralanan veya Etkilenen Kişiler:
Eğer iş kazası sonucunda yaralanan veya etkilenen kişiler de varsa, tutanakta bu kişilerin isimleri, unvanları, işe başlama tarihleri ve yaralanma dereceleri gibi bilgiler yer almalıdır. Ayrıca kazada uzuv kaybı olup olmadığı da tutanağa eklenmelidir. Eğer gerekiyorsa, yaralanan kişilere ilk yardım müdahalesinin nasıl yapıldığı ve hangi tedbirlerin alındığı da tutanağa eklenmelidir.
Tanık İfadeleri:
İş kazası tutanağında, olaya şahit olan kişilerin isimleri, unvanları ve iletişim bilgileri yer almalıdır. Tutanakta, iş kazasıyla ilgili olarak başka tanıkların ifadelerine de yer verilmelidir. Bu ifadeler, olayın nasıl meydana geldiği konusunda daha fazla bilgi sağlayabilir ve soruşturma sürecinde önemli kanıtlar oluşturabilir.
İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır?
İş kazalarında, Sosyal Güvenlik Kurumu’na elektronik ortamda veya doğrudan müracaat ederek yazılı bir şekilde bildirim yapılmalıdır. Elektronik ortamda yapılacak iş kazası bildirimi yalnızca 4A sigortalılar kapsamında olan yani bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalılar için mümkündür. Elektronik ortamda yapılacak iş kazası bildirimleri e-Devlet üzerinden gerçekleştirilebilir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından verilen kullanıcı kodu ve e-bildirge şifresi ile sisteme girilir. Sistem üzerinden iş kazası formu gönderilerek süreç tamamlanır. E-bildirge şifresi olmayan ve 4A sigortası kapsamında olmayan diğer sigortalı kişilerin ve yabancı uyruklu çalışanların işlemleri için Sosyal Güvenlik Kurumu’na doğrudan başvuru yapılarak form doldurulmalıdır.
İş Kazası Bildirimi Süresi Ne Kadardır?
İş kazası meydana geldikten sonra en geç 3 iş günü içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmelidir. Belirtilen bu 3 günlük süre, kazanın gerçekleştiği günün ertesi gününden başlayarak hesaplanır. Örnek verecek olursak; iş kazası pazartesi günü gerçekleşmişse, bildirimin en geç perşembe gece yarısına kadar yapılması gerekmektedir. Bildirim yapma sorumluluğu konusunda özel durumlar da söz konusu olabilir. Örneğin şantiye şefleri inşaat sahasında gerçekleşen iş kazalarını derhal bildirmekle yükümlüdür.
Süre hesaplamalarında "iş günü" kriteri dikkate alınmaktadır. Pazar günleri ve resmî tatiller, 3 günlük sürenin hesaplanmasında göz önünde bulundurulmaz. Ayrıca İş Kanunu'na göre işçiler bakımından cumartesi günleri her ne kadar iş günü olarak kabul edilse de resmî işlemlerde bu günler iş gününden sayılmaz. İş kazası bildirimi de resmî bir işlem olduğundan, cumartesi günleri hesaba katılmaz. Örneğin, cuma günü meydana gelen bir iş kazasıyla ilgili bildirim en geç çarşamba gecesine kadar yapılmalıdır.
İş Kazasını Bildirmemenin Cezası Ne Kadar?
İş kazasını bildirmemenin cezası, iş yerindeki çalışan kişi sayısına ve iş yerinin yer aldığı tehlike sınıfına göre değişiklik göstermektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre 2024 yılında iş kazasını bildirmeme cezaları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir:
Tehlike Sınıfı 10 Kişiden Az Çalışanı Olan İş Yerleri Çalışan Sayısı 10-49 Arası Olan İş Yerleri Çalışan Sayısı 50’den Fazla Olan İş Yerleri
Az Tehlikeli 24.607,00 TL 24.607,00 TL 36.910,00 TL
Tehlikeli 30.758,00 TL 36.910,00 TL 49.214,00 TL
Çok Tehlikeli 36.910,00 TL 49.214,00 TL 73.821,00 TL
İŞ KAZASI NEDENİYLE AÇILABİLECEK OLAN DAVALAR
İş kazası nedeniyle somut olayın gereklerine göre farklı davalar açılması gündeme gelebilecektir. Bunlar:
1. İş kazasının tespiti davası,
2. İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası,
3. İşverene uygulanan idari yaptırım işleminin iptali davası,
4. Sigorta şirketlerinin işverene rücu davası,
5. İş kazası sonrasında haksız yere işten çıkarılan işçinin açacağı işe iade davası,
6. İş kazası nedeniyle ceza davası şeklinde sayılabilir. Şimdi bu dava türlerinden önem arz eden bazılarına kısaca değineceğiz.
İŞ KAZASININ TESPİTİ DAVASI
Bir iş kazasının kuruma bildirilmemesi veya kuruma bildirilmiş olmakla birlikte, kurum tarafından yürütülen inceleme ve soruşturma sonucunda iş kazası olmadığının tespit edilmesi halinde işçi tarafından açılması gereken davadır. Bu dava ile mahkemeden, işçinin başına gelmiş olan olayın hukuki niteliği itibariyle "iş kazası" olduğunun tespit edilmesi istenir. Kazazede işçinin, yaşanılan olayın iş kazası olduğunun tespit edilmesinde menfaati bulunmaktadır. Çünkü bu halde geçici iş göremezlik ödeneği, maluliyet aylığı gibi çeşitli sosyal imkanlardan faydalanması söz konusu olabilmektedir.
İş kazasının tespiti davasını açan işçi tarafından tanık beyanları, işyeri giriş-çıkış kayıtları, işyeri kamera kayıtları veya başkaca elektronik kayıt sistemleri, hastane raporları, olay yerine kolluk intikal eden kolluk personeli tarafından tutulan raporlar, mesajlaşma ekran görüntüleri gibi birçok hukuka uygun delil mahkemeye sunulabilir.
Eğer Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazasına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmamışsa: Maluliyet aylığı, maddi ve manevi tazminat ve geçici iş göremezlik ödeneği gibi imkanlardan yararlanmak isteyen işçi tarafından iş kazasının tespiti istemli dava açılmak zorundadır. Çünkü bu saydığımız hak ve alacaklara hak kazanılabilmesi için yaşanan olayın iş kazası olduğunun yasal olarak tespit edilmiş olması gerekir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunumuzun 3. maddesinin 3. fıkrası uyarınca iş kazasının tespiti davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Dolayısıyla işçi tarafından arabuluculuk süreci işletilmeksizin doğrudan tespit davası açılabilecektir
İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuzun 13. maddesinde sayılan durumlardan birinin gerçekleşmesi halinde söz konusu olan ve işçinin vücut bütünlüğünde ya da ruh sağlığında zarar meydana getiren olaylara denir. Bedensel veya ruhsal zarara uğrayan işçi, uğradığı bu zararın giderilmesi amacıyla maddi ve manevi tazminat davası açabilir. İş kazası nedeniyle işçi tarafından, işveren veya işveren ile iş kazasına ilişkin sigorta sözleşmesi akdetmiş olan özel sigorta şirketlerine karşı iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödemeleri yapmamaktadır. Bunun yerine iş kazası veya meslek hastalığı kapsamında çeşitli yardımlar ve aylıklar ödenir (geçici iş göremezlik ödeneği veya maluliyet aylığı gibi). SGK primleri iş kazası sonucunda oluşan maddi ve manevi zararları karşılamaktan ziyade; işçinin tedavi masrafları, geçici iş göremezlik ödeneği ve malullük aylığı gibi yardımları kapsamaktadır. İşçinin maddi ve manevi zarara uğramış olması halinde bu talepleri ileri süreceği muhatap işverendir. Ayrıca yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi işverenin başkaca özel bir sigorta kuruluşuyla iş kazalarını da kapsayacak şekilde sigorta sözleşmesi akdetmiş olması halinde sigorta şirketine başvurulması da söz konusu olabilmektedir. Aynı şekilde, iş güvenliğine ilişkin olarak gerekli önlemleri alması gereken 3. kişi ve kurumlara karşı da talep ileri sürülebilmekteyse de ülkemizde meydana gelen iş kazalarında genellikle yalnızca işverene karşı husumet yönlendirildiği görülmektedir. İşveren, rücu edebileceği bir muhatap olması durumunda yapacağı bu ödemeleri ilgili kişi ve kurumlara rücu edebilir.
Tazminat Taleplerinin Değerlendirilmesi
Tazminat talebinin değerlendirilmesinde işçinin kendi kusurunun varlığı ve varsa kusur oranı, alınan önlemler, kazanın meydana gelme şekli, kaza sonucunda meydana gelen maddi ve manevi zarar gibi birçok husus değerlendirmeye tabii tutulur. Bu anlamda dava tam kabul veya kısmen kabul-kısmen ret ile sonuçlanabileceği gibi, kusur durumu ve olayın özelliklerine göre ret ile de sonuçlanabilir.
İş Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
Maddi tazminat: İşçinin hastane masrafları, ilaç giderleri, tedavi masrafları, ekonomik geleceğin sarsılması veya çalışma gücünün azalması gibi nedenlerle uğranılan zararları kapsar. Ölenin yakınları tarafından açılacak olan maddi tazminat davaları, ölenin desteğinden yoksun kalınan miktarı, cenaze masraflarını vb. giderleri de kapsamaktadır.
İş Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat
Manevi tazminat ise yaralanan işçinin kendisinin veya ölen işçinin yakınlarının, yaşanılan olay nedeniyle yaşadıkları acı, elem, keder ve ızdırap sebebiyle manevi bütünlüklerinde meydana gelen eksilmenin tazmin edilmesi amacıyla talep edilmektedir.
İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davalarında Arabuluculuk
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunumuzun 3/3. maddesindeki açık hüküm gereğince iş kazası nedeniyle açılacak olan tazminat davaları açısından arabuluculuk dava şartı değildir. Sonuç olarak iş kazası nedeniyle açılacak olan tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk uygulaması söz konusu olmamaktadır. Dolayısıyla arabuluculuk süreci işletilmeksizin doğrudan iş kazası nedeniyle tazminat davası açılabilir.
Ancak bu belirtmiş olduğumuz hususlar, yalnızca dava şartı arabuluculuk sürecine ilişkindir. Taraflar, dava şartı olmasa dahi ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir ve aralarındaki uyuşmazlığı ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturabilir.
İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme: İş Mahkemeleridir, İş Mahkemesi bulunmayan yerlerdeki Asliye Hukuk Mahkemeleri, bu davalara İş Mahkemesi sıfatıyla bakar.
İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davalarında yetkili mahkeme ise:
1. Davalı gerçek veya tüzel kişinin(işverenin), davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi (Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim mahkemesi yetkilidir. Tüzel kişilerin yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunumuzun 51. maddesine göre belirlenir, buna göre: "Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir"),
2. İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi,
3. İş kazasının veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi ya da
4. Zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesidir.
İş Kazası Nedeniyle Ceza Davası
İş kazası nedeniyle taksirle öldürme, taksirle yaralama, ihmal suretiyle kasten öldürme gibi farklı suç tipleri meydana gelebilir. Yaşanılan her somut olay kendi özelinde değerlendirilir ve olayın niteliğine uygun suç tipleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulabilir veya ilgili resmi kişi ve kurumlar tarafından resen inceleme başlatılabilir.
Yaşanılan olay, somut deliller ve tanık beyanlarıyla ele alınmalı ve kusur ile kasıt unsurları dikkatle incelenmelidir. Özellikle işveren ile iş güvenliğinden sorumlu kişiler ve işçinin amirlerine ilişkin olarak bilinçli taksir, basit taksir, olası kast gibi kavramlar üzerinden saptamalarda bulunulur ve yargılamaya ilişkin hukuki belirsizlikler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bu anlamıyla şüpheden sanık yararlanır ilkesi, iş kazası nedeniyle yürütülecek olan cezai soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde son derece önem arz etmektedir.
İŞ KAZASI TUTANAĞI (RAPORU) NASIL HAZIRLANIR?
İş kazası tutanağı, iş kazalarının ardından işveren tarafından tutulması zorunlu olan resmî bir belgedir. İş kazası nedeniyle dava açılması durumunda mahkemeye ispat yükümlülüğü açısından oldukça önemlidir. İş kazası tutanağında olması gerekenler aşağıda belirtilmiştir:
• Kaza Geçiren Kişinin Kimlik Bilgileri: Kaza geçiren çalışana ait tüm bilgiler (örneğin; çalıştığı bölüm, bölümdeki görevleri, işe başlama tarihi) eksiksiz bir şekilde tutanağa yazılmalıdır.
• Olayın Tanımı: İş kazası tutanağı hazırlarken, olayın tanımıyla başlamak önemlidir. Olayın gerçekleştiği tarih, saat, iş yeri, iş kazasının gerçekleştiği bölüm ve olayın kısa bir özeti belirtilmelidir.
• Kazaya İlişkin Ayrıntılar: Tutanakta, iş kazasının ayrıntılarına yer verilmelidir. Kazanın nasıl meydana geldiği, tıbbi müdahalenin yapılıp yapılmadığı, kullanılan araç ve gereçlerin neler olduğu gibi bilgiler tutanağa eklenmelidir. Kazanın meydana geldiği ortamın durumu, aydınlatma koşulları, çalışma şartları ve diğer önemli faktörler de açıkça belirtilmelidir.
• Yaralanan veya Etkilenen Kişiler: Eğer iş kazası sonucunda yaralanan veya etkilenen kişiler de varsa, tutanakta bu kişilerin isimleri, unvanları, işe başlama tarihleri ve yaralanma dereceleri gibi bilgiler yer almalıdır. Ayrıca kazada uzuv kaybı olup olmadığı da tutanağa eklenmelidir. Eğer gerekiyorsa, yaralanan kişilere ilk yardım müdahalesinin nasıl yapıldığı ve hangi tedbirlerin alındığı da tutanağa eklenmelidir.
• Tanık İfadeleri: İş kazası tutanağında, olaya şahit olan kişilerin isimleri, unvanları ve iletişim bilgileri yer almalıdır. Tutanakta, iş kazasıyla ilgili olarak başka tanıkların ifadelerine de yer verilmelidir. Bu ifadeler, olayın nasıl meydana geldiği konusunda daha fazla bilgi sağlayabilir ve soruşturma sürecinde önemli kanıtlar oluşturabilir.
İŞ KAZASINDA ÇALIŞANIN HAKLARI NELERDİR?
İş kazası sonrası sigortalı olarak çalışanın ve çalışanın yakınlarının Kanun’da belirtilen bazı hakları bulunmaktadır. İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle yararlanılabilecek olan imkanlar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunumuzun 16. maddesinde "İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar " başlığı altında düzenlenmiştir. Belirtilen bu haklar, iş kazası sonrası çalışanın sağlık durumu göz önüne alınarak verilir. Bu imkanları kısaca ve maddeler halinde:
Geçici iş göremezlik ödeneği,
Sürekli iş göremezlik ödeneği,
Ölen işçinin yakınlarına bağlanacak olan ölüm geliri,
İşçinin kız çocuklarına evlenme ödeneği ve
Cenaze ödeneği şeklinde sayabiliriz.
GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ
Bir işçinin iş kazası, meslek hastalığı ya da genel sağlık durumu nedeniyle hastaneden istirahat raporu aldığında, aldığı rapor günü kadar geçici iş göremezlik ödeneği alır. Geçici bir süre boyunca iş göremez hale gelmesi durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından işçiye aylık olarak gerçekleştirilecek bu ödenek istirahat raporunun ilk gününden itibaren olan ödemedir.
İşçiye ödenecek olan geçici iş göremezlik ödeneği, işveren tarafından değil, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenir. Ancak işveren tarafından kuruma geç bildirimde bulunulması durumunda bildirim tarihine kadar geçen süre için kurum tarafından işverene rücu edilebilmekte ve işveren aleyhine idari para cezasına hükmedilebilmektedir.
SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK GELİRİ
Sürekli iş göremezlik geliri, yaşadığı iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle çalışma sürekli iş göremez hale gelen ya da çalışma gücü süreklilik arz edecek şekilde azalan işçilere SGK tarafından ödenen düzenli gelirdir. Bu gelir, işçinin mesleğini sürdüremeyecek durumda olduğunu gösteren, sağlık kurulu raporuna göre bağlanacaktır. İş kazası sonucunda meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış olan işçiler, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacaktır.
ÖLÜM GELİRİ
İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle ölen işçinin yakınlarına bağlanan gelire, ölüm geliri adı verilmektedir. Ölüm geliri ölen işçinin sigortalılık süresi, prim günleri vb. hususlar dikkate alınmamaktadır. Hak sahiplerinin ödemeyi alabilmesi için bir günlük çalışma bile yeterlidir. Sigortalının sürekli iş göremezlik geliri aldığı süre içerisinde ölmesi ya da iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda hayatını kaybetmesi durumunda hak sahipleri ölüm gelirine hak kazanırlar. Hak sahiplerine verilecek aylık, sigortalının SGK’ya bildirilmiş olan son 3 aylık kazancının ortalamasının yüzde 70’i olmaktadır.
EVLENME ÖDENEĞİ
Ebeveynin iş kazası sonrası ölümü sonucunda ölüm aylığı almakta iken evlenen ve bu nedenle aylığı kesilen kız çocuklarına bir defaya özgü olmak üzere, evlenme tarihindeki gelir veya aylığının iki yıllık tutarı olarak ödenen ölüm yardımıdır. Evlenme ödeneği verilen kız çocuklarının gelir veya aylıkları, evlenme tarihini izleyen ödeme dönemi başından itibaren durdurulur.
CENAZE ÖDENEĞİ
Bir çalışanın iş kazası sonrası ölmesi hâlinde, cenaze masrafları için cenaze ödeneği sağlanır. Bu ödenek ölen kişinin eşine, çocuklarına (eşi yoksa) ve ebeveynlerine (eşi veya çocukları yoksa) verilir. Cenaze töreni kişi veya kuruluşlar tarafından düzenlenmişse, ödeme onlara da yapılabilir.
İŞ KAZASI TAZMİNATI NEDİR?
İş kazası tazminatı; iş yerinde çalışırken geçirdiği iş kazası sonrası yaralanan veya ölen bir çalışanın, işverenle olan iş ilişkisi nedeniyle, çalışan veya yakınları tarafından açılan iş kazası tazminatı davası sonrası almaya hak kazandığı tazminat türüdür.
İŞ KAZASI TAZMİNATI NASIL HESAPLANIR?
İş kazası tazminatı; davanın türüne, kazanın şartlarına ve çalışanın iş kazası sonrası durumuna göre değişiklik gösterir. İş kazasında tazminat davaları 3 ana başlık altında toplanır. Davalar; maddi tazminat davası, manevi tazminat davası ve yoksun kalma (ölüm) tazminatı olarak açılabilir. İş kazası tazminat davasında etkili olacak unsurlar aşağıda sıralanmıştır:
Çalışanın kazanın gerçekleştiği ay alacağı veya aldığı maaş ve genel kazanç miktarı
Kaza sonucunda çalışanın haklılık oranı (çalışan ile işveren arasındaki kusur oranları)
Çalışanın iş kazası sonrası yaralanma (sakatlık) oranı
Çalışanın iş gördüğü alan hakkındaki tutanak kayıtları
Çalışanın vefatı durumunda ise çalışanın yaşı, anne, baba ve çocukların maaşı ile yaşam şartları gibi unsurlar da önemlidir. Çalışanın vefat etmesi üzerine ortaya çıkacak yoksunluğun telafi edilmesi amacıyla, bakmakla yükümlü olduğu kişiler tazminat tutarında belirleyici etkenlerdendir.
İŞ KAZASI TAZMİNAT DAVASI AÇMA SÜRESİ NE KADAR? (ZAMANAŞIMI)
İş kazası nedeniyle tazminat davası açma süresi; iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl olarak belirlenmiştir. İş kazası sonrası yaralanma (maluliyet) veya ölüm olması arasında zamanaşımı bakımından herhangi bir fark bulunmamaktadır.
İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddî ve manevî tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir. Bu nedenle, iş kazası geçiren işçi arabulucuya başvurmadan İş Mahkemeleri’nde dava açabilir
İş Kazası Nedir?
İş kazası, işçinin işverene ait işyerinde veya işyeri dışında görevli olarak bulunduğu sırada bedensel ya da ruhsal zarara uğraması durumudur. İş kazası, işin yapılışı sırasında meydana gelebileceği gibi, işyerine ait bir taşıtla işyerine gidiş-geliş sırasında da meydana gelebilir. Ayrıca süt iznini kullanan bir kadın işçinin, emzirme esnasında yaşadığı kazalar da iş kazası sayılır. İş kazası nedeniyle işçiye, somut olayın gereklerine göre maluliyet aylığı bağlanabilir veya duruma göre maddi ve manevi tazminat ödenmesi gerekebilir.
Hangi Durumlar İş Kazası Sayılır?
İş kazalarını örneklerle somutlaştırmamız gerekirse: İşçinin işyerinde kalp krizi geçirmesi, inşaat işçisinin yüksekten düşerek yaralanması ya da hayatını kaybetmesi, fabrikada çalışan işçinin uzuvlarından birini bir makineye kaptırması sonucunda sıkışarak yaralanması veya hayatını kaybetmesi, işverenin görevlendirmesi ile iş için işyeri dışında bulunan işçinin bu yolculuk esnasında yaralanması veya ölmesi gibi olaylar, istisnai bir durum söz konusu olmadıkça kural olarak iş kazası niteliğindedir.
İş Kazası Nasıl İspat ve Tespit Edilmelidir?
Kural olarak bir iş kazasının meydana gelmesi durumunda işveren tarafından işyeri kaza tutanağı tutulmalı ve söz konusu kaza olayı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)'ya bildirilmelidir. Bildirim yapılmamışsa ya da yapılan bildirime rağmen yaşanan olay SGK tarafından iş kazası olarak nitelendirilmemişse, işçi tarafından her zaman iş kazasının tespiti davası açılabilir ve tanık beyanı, işyeri kayıtları, sağlık raporları vb. hukuka uygun deliller sunulmak suretiyle, olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin olarak mahkemeden talepte bulunulabilir.
İş Kazası Durumunda Yapılması Gerekenler Nelerdir?
Bir iş kazasının meydana gelmesi durumunda yapılacak olan ilk iş, kazazedenin sağlık durumunun güvence altına alınması, mümkünse bu konuda eğitimli kişiler tarafından kendisine ilk yardım yapılması ve ambulans ile kolluğun olay yerine intikalinin sağlanmasıdır. İş kazasının meydana geldiği yerdeki deliller toplanmalı ve iş kazasına ilişkin olarak tutanak tutulup SGK'ya bildirimde bulunulmalıdır. Eğer ki olayın iş kazası olduğu hususu çekişmeli ise ya da usulüne uygun bir şekilde SGK tarafından iş kazasına ilişkin olarak karar verilmemişse, işçi tarafından iş kazasının tespiti davası açılabileceği ve olayın iş kazası olduğunun mahkeme tarafından saptanmasını sağlayabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca tüm bu hukuki sürece ilişkin olarak profesyonellerle görüşülmeli ve profesyonel hukuki danışmanlık ile dava temsil hizmeti alınmalıdır.